PSD1 ve PSD2 Nedir? Fintech’te Ödeme Hizmetlerinden Sonraki Trendler

Öncelikle PSD’nin açılımını vererek başlayalım, Payment Services Directive yani Ödeme Hizmetleri Kanunu. Bu kanun Avrupa Birliği ülkelerinde ilk defa 2009 yılında yürürlüğe girdi. Daha sonra 2015 yılında gündeme gelen revizyon PSD2 olarak anıldığı için ilk PSD de PSD1 olarak anılır olmaya başladı.

 

PSD1 ile Avrupa Birliğinin ulaşmaya çalıştığı temel amaç birlik ülkeleri arasında verimli, hızlı, güvenli ve rekabetçi bir ödeme piyasası geliştirmek idi. Bunu yapabilmek için kanunun getirdiği önemli yenilikler şunlar oldu;

 

  1. Ödeme uygulamaları için aynı kuralların geçerli olduğu bir alan yaratıldı, bu alan Avrupa Birliği, Izlanda, Norveç ve Lihtenştayn’dan oluştu.

 

  1. Bankalara ek olarak yeni bir ödeme hizmetleri sağlayıcısı kategorisi yaratıldı, Payment Services Providers veya Türkçesi ile Ödeme Hizmetleri Sağlayıcısı ile amaçlanan bankalara rekabet getirmek ve ödeme piyasasını yeni oyunculara açmak idi.

 

Böylece Single Euro Payment Area (SEPA) yani Birleşik Avrupa Ödeme Alanı projesinin en önemli adımları atılmış oldu. Ayrıca finansal teknoloji alanında faaliyet gösteren ve ödeme hizmetlerine odaklanan birçok startup için de bu yeni durum hızlandırıcı işlevi gördü.

 

Bugün Avrupa Birliği ülkelerinden çıkmış ve dünyaca bilinir hale gelmiş birçok ödeme hizmetleri startup’ından bahsetmek mümkündür, liste çok uzayabilir ancak en bilinenleri şunlardır; Transferwise, Azimo, Adyen, Earthport, Onescan, Judo ve Traxpay.

 

Benzer şekilde Türkiye’de de 6493 sayılı kanun ile PSD1’in yaklaşık 4 yıl sonra adapte edilmesiyle gelişimlerini hızlandıran iyzico, ödeal, ininal gibi önemli startuplar bulunmaktadır.

 

Peki PSD2 nedir, PSD1’e ek olarak neler getirmektedir?

 

PSD2 temel olarak Avrupa Birliğin’de çıkartılan her kanunun 5 yıl sonra gözden geçirilmesi kuralının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

 

Avrupa Parlamentosu tarafından 8 Ekim 2015 tarihinde kabul edilen PSD2, Aralık 2007 ‘de yürürlüğe giren PSD1’in daha geliştirilmiş ve kapsama alanı arttırılmış yeni bir versiyonudur.

 

Bu yeni versiyon 23 Aralık 2015 ‘te Avrupa Birliği Resmi Gazetesinde yayınlanarak 12 Ocak 2016 itibariyle yürürlüğe girmiş ancak üye ülkelere yasal düzenlemelerini PSD2’ye göre adapte etmeleri için iki yıllık bir süre tanınmıştır.

 

Ayrıca PSD2’deki tüm konuların açıklık kazanarak tam olarak yürürlüğe girebilmesi için Avrupa Bankacılık Kurulu’nun (European Banking Authority), PSD2’de düzenlenen konulara ilişkin teknik standartları (Regulatory Technical Standards) belirlemesi gerekmektedir.

 

Sürecin tüm detayları ile Avrupa Birliği ülkelerinde yasalaşması ve yürürlüğe girmesi yaklaşık olarak 2019 yılı ortalarını bulacak gibi görünmektedir.

 

PSD2’nin getirdiği yenilik ve revizyonları birkaç başlık altında özetlemek gerekirse aşağıdakileri sayabiliriz;

 

  1. Ödeme hizmetlerine ilişkin çerçevenin Avrupa dışına genişletilmesi yani bir ayağı Avrupa dışında olan ödeme işlemlerinin de kapsama dahil edilmesi,

 

  1. Hesap Bilgileri Hizmet Sağlayıcıları kavramının getirilmesi (Account Information Service Providers), namıdiğer Financial Data Aggregators,

 

  1. Ödeme Başlatma Hizmet Sağlayıcıları kavramının getirilmesi (Payment Initiation Service Providers)

 

  1. Ödeme işlemleri ve finansal hesaplara erişimde Güçlendirilmiş Güvenlik ve Tanımlama kriterlerinin getirilmesi

 

Payment Service Providers PSD1’de de tanımlanmıştır ancak PSD2 ile bu hizmetlerin sağlanmasına yeni güvenlik kriterleri getirilmekte, hizmetlerin kapsama alanı Avrupa alanının dışına taşınmakta ve bankaların ödeme hizmetlerini API’lar (Application Programming Interface) yoluyla üçüncü partilere de açması zorunlu hale getirilmektedir.

 

Yukarıdaki konulardan bana göre en yenilikçisi ve fintech startuplara yeni alanlar açacağına kesin gözüyle baktığım konu, Account Information Service Provider olarak tanımlanan yeni bir hizmet sağlayıcı türünün getirilmesidir.

 

Nedir bu yeni hizmet sağlayıcısının yapacağı iş?

 

Aslında çok basit, bugün şirketlerin hazine bölümlerinde çalışan kişiler şirketin çalıştığı bankalarda yaptığı işlemleri tek tek muhasebeleştirirler ve böylece şirket yöneticileri bankalar üzerinden gerçekleşen işlemleri muhasebe departmanı sayesinde konsolide olarak görebilir, şirketin parasının hesabını tutabilirler.

 

PSD2 ile birlikte bankalar, API ‘ler (Application Programming Interface) yoluyla, hesap sahiplerinin işlemlerini hesap sahibinin onayına istinaden üçüncü partilerle paylaşmak zorunda kalacaklar, böylece kişilerin farklı bankalardaki ve finansal kuruluşlardaki hesapları tek bir çatı altında konsolide edilebilir hale gelecektir.

 

Bu da tüketicilerin kişisel finansal yönetimlerini çok daha kolay yapabilmelerinin ve bu yönde hizmet verecek birçok yeni girişimin yolunu açacaktır.

 

ABD’de Mint ve Yodlee gibi “financial data aggregation” (hesap konsolidasyonu) yapan şirketler bulunmakla birlikte Avrupa ‘da yasal olarak bu tür bir işlevi yapmanın karşılığı bulunmamakta idi, zaten bankaların böyle birşeye zorlama olmaksızın sıcak bakması da pek olası değildi.

 

Şimdi PSD2 sayesinde Avrupalı finansal tüketicilere yeni hizmetlerin gelmesi birkaç yıl içinde sağlanmış olacak, umarız biz de de PSD2’ye uyum sağlanır ve benzer yeni hizmetlerden Türk Tüketicisi ‘de faydalanabilir.