ICO Nedir, Finansman Arayışı Mı Yüzyılın Sahtekarlığı Mı?

 

ICO İngilizce Initial Coin Offering’ in kısaltması olarak kullanılıyor. Initial Coin Offering terminolojisi ise Initial Public Offering konseptinin Cryptosphere diye tabir edilen Blockchain ve Cryptocurrency etrafında oluşan ekonomik aktivitelere uygulanması olarak özetlenebilir.

 

Tanımlama içinde barındırdığı teknik terminolojiler nedeniyle oldukça soyut ve anlaşılmaz bir hal alıyor, bunun farkındayım, o halde tanımlama içindeki bazı terminolojileri biraz daha açıklayarak konuyu aydınlatmaya çalışalım.

 

Klasik finansman bulma yöntemlerinden biri şirketinize ait hisseleri halka açmaktan geçer, yani Türkçe’de Halka Açılmak olarak adlandırdığımız finansman yöntemi İngilizce’de yukarıda bahsettiğimiz üzere Initial Public Offering kısaca IPO olarak adlandırılır.

 

Bu yöntem genellikle iş modelini oturtmuş, karlı hale gelmiş ve belirli bir geçmişi olan, bu geçmişe ait verileri bulunan şirketler için uygulanır. Zira Halka Açılmak çok ciddi bir iştir ve geniş kitlelerin mağdur olmaması için Sermaye Piyasası Kurulları tarafından getirilen Halka Açılma kısıtlamaları bulunur. Bütün dünyada uygulanan hisse satışı üzerinden geniş kitlelerin katılımıyla finansman yaratma modeli budur.

 

Startup’lar ise bu modeli ancak startup serüveninde son aşamaya geldiklerinde yani kendilerini ve iş modellerini ispatlayan şirketler olduklarında bir yandan geleceğe ait finansman ihtiyaçları için ancak daha da fazla önceki yatırımcılara bir çıkış fırsatı olarak değerlendirirler.

 

Cryptosphere dediğimizde hiç kuşku yok ki aklımıza ilk gelen iki konsept Bitcoin ve Blockchain fenomenleri oluyor. Bitcoin ve Blockchain’in ne olduğuna dair pek de ilgi çekmeyen yazıma buradan https://www.linkedin.com/pulse/blockchain-bitcoin-same-what-difference-u%C4%9Fur-%C3%A7%C4%B1rak/ ulaşabilirsiniz ayrıca internet üzerinde konuyla ilişkili olarak derya deniz mertebesinde bilgi bulabilirsiniz.

 

Ancak çok kısaca bahsetmek gerekirse, blockchain yüksek düzeyde şifrelenmiş parasal (veya parasal olmayan) işlemlerin, merkezi bir güç tarafından yönetilmeyen, milyonlarca farklı bilgisayar ve kişinin bilgisayar işletim gücü kapasiteleri ile çözümlenip, doğruluğunun onaylanarak işlem yevmiye halkasına eklenmesi üzerine kurulmuş bir teknolojidir.

 

İşlemlerin başladığı tarihten itibaren tüm işlemler muhasebecilerin iyi bildiği yevmiye defterine benzer şekilde, birbirine şifreli olarak zincirlenmiş halde sistemde bulunan herkesin bilgisayarında bulunduğundan sistemi alt edip araya işlem sokuşturabilecek veya başka şekillerde kayıtları değiştirip başkalarını aldatabilecek herhangi bir güç (kişi, kurum, ülke vs…) yoktur.

 

Bu teknolojinin ilk uygulaması olarak ortaya çıkan Bitcoin ise Blockchain teknolojisini dijital para yaratmak amacıyla kullanmıştır. Böylece Blockchain ve Bitcoin ile parasal işlemlerde; aracılar elimine edilmiş, merkezi bir yapının kontrolü ortadan kaldırılmış, merkezi otoritenin yokluğunda paranın iki kere harcanması sorunu çözülmüş, işlem hızı arttırılırken maliyetler düşürülmüştür.

 

Bitcoin ve Blockchain 2008 Kasım ayında kimliği henüz belirli olmayan ve kendini Satoshi Nakamoto diye tanıtan bir kişi veya grup tarafından yayınlanan bir Whitepaper (Açıklama Tezi : https://bitcoin.org/bitcoin.pdf ) yoluyla entegre bir teknoloji olarak açıklanmıştır.

 

Dolayısıyla önceleri ayrılmaz bir bütün olarak görülmüş ancak daha sonra Blockchain teknolojisinin farklı uygulamalar içerebilecek çok güçlü ayrı bir teknoloji olduğu konusunda herkes hemfikir hale gelmiştir.

 

Blockchain teknolojisinin dijital para uygulaması dışındaki ilk uygulamalarından birine 2013 yılının sonlarında Vitalik Buterin Ethereum isimli startup projesiyle imza atmış ve akıllı anlaşmalar üretebilecek bir platform kurmak üzere yola çıkmıştır.

 

Diğer bir deyişle Ethereum blockchain teknolojisini ve kendi yazılım altyapısını kullanarak developerlara kendi kendini yönetebilecek çok taraflı anlaşma uygulamaları yazma imkanını sağlamıştır. Bu anlaşmaları hazırlayabilmek için Ethereum’ un geliştirdiği Solidity veya farklı yazılım dillerini kullanmak gerekiyor.

 

Ethereum platformu kullanılarak hazırlanan bu tür akıllı anlaşmaların ilki 2016 yılında DAO (Decentralized Autonomous Organizations) projesi olarak, dünyanın ilk Global Cryptocurrency Hedge fonunu kurmak üzere ortaya çıktı.

 

Kontratı hazırlayanların hedefi 5milyon Dolar civarında bir fon toplamak iken DAO’ya gelen büyük destek ve rağbet ile bir anda 150milyon Dolar değerinde cryptocurrency toplandı.

 

Ancak kısa bir süre sonra DAO kontratı ile toplanan paraların azalmaya başladığı görülünce Kontrat’ın yazılımındaki bir boşluk nedeniyle kodların hacklendiği ve toplanan paraların büyük bir kısmının kimliği belirsiz bir hesaba transfer edildiği anlaşıldı. Böylece akıllı anlaşmaların ilk denemesi başarısızlıkla sonuçlandı.

 

Bu başarısızlığa rağmen DAO tecrübesi akıllı anlaşmaların gündeme gelmesine ve benzer amaçlarla kullanılmasına da kapı açtı.

 

İşte yazımızın başında belirttiğimiz ICO’lar özellikle DAO’nun çıkışından sonra hızlanmaya başladı. Fon arayışındaki startup’lar akıllı kontratlar üreterek startup’ın yaptığı veya yapacağı işlerden ortaya çıkacak katma değerin çeşitli şekillerde araçsallaştırılması (tokenizationu) ve bunların cryptocurrency karşılığında halka satışı temeli üzerinden finansman sağlamaya başladılar.

 

Tokenization ‘dan kasıt bazı hakların kullanımının bir araca yüklenmesi ve o araç yoluyla kullanılması olarak anlaşılabilir, mesela İstanbul Kart, İstanbul’daki toplu taşıma araçlarına binme hakkının Token’ı, bir spor kulübüne üyelik kartı ise o spor kulübünün bütün şubelerine giriş hakkının Token’ı olarak düşünülebilir.

 

Bütün bu kontratlar Ethereum altyapısı kullanılarak yapıldığı için tamamen Decentralized yani merkezi bir otoritenin varlığı olmaksızın işleyebiliyorlar. Token’ların verdiği haklar ve yükümlülükler Ethereum Anlaşma kodları yoluyla otomatik olarak işleniyor.

 

ICO’lar temel olarak IPO’lardaki (Halka Açılma) konsept ile Crowdfunding’deki (Kitle Fonlaması) konseptini birleştirerek cryptocurrency ekosistemi üzerinde yeni bir finansman modeli ortaya çıkarmış oldular.

 

Bu finansman modelinde Startup ‘lar çoğunlukla Bitcoin ve Blockchain’in ortaya çıkışında kullanılan Whitepaper uygulaması ile projenin açıklanması dışında pek de fazla birşey yapmadan finansmana erişim imkanı elde ediyorlar.

 

Bazı durumlarda ortada prototip şeklinde bir ürün ve bu ürünün bazı uygulamaları da bulunmakla birlikte birçok ICO ‘da startup’ların fikir aşamasında olduğu görülüyor.

 

Fikir aşamasındaki bu projelerin geniş kitlelerce fonlanmasının doğal olarak getirdiği birçok sakınca bulunduğundan ICO’ların yasallığı üzerinde tartışmalar devam ediyor.

 

Birçok kişi ICO ‘ların yasal olmadığı ancak aynı zamanda birçok ülkelerdeki düzenleme eksiklikleri nedeniyle yasal olmadıklarının da açık olmadığı üzerinde hemfikir. Üstelik ICO’ların getirdiği yeniliklerin faydalı yönlerinin sakıncalarından çok daha fazla olacağını savunanlar bunların topyekün yasaklanmasının da karşısında duruyorlar.

 

Bu tartışmalar devam edegele dursun, ICO yoluyla birçok girişimci de tam gaz para toplamaya devam ediyorlar. ICO ‘ların startuplara sağladığı büyük faydalar var;

 

  1. Fikrinizi Whitepaper halinde yazmaktan başka birşey yapmanıza pek de gerek yok,
  2. Süreç normal bir Halka Açılma’ya, Melek Yatırım veya Veture Capital ‘den yatırım almaya göre çok daha hızlı ilerliyor, sadece üç beş hafta ile ifade edilebilecek bir süreçten bahsediliyor,
  3. Startup’lar ICO ‘larla hisse vermek durumunda değiller, yaratılan katma değeri farklı şekillerde araçsallaştırma (tokenization) imkanları mevcut, mesela startup’ın geliştireceği community içinde oy kullanma hakkı, özel üyelik hakkı, üründe indirim hakkı ve benzeri,
  4. Herhangi bir üçüncü parti ile muhatap olmak zorunda değiller, Ethereum platformunda yazacakları bir smart kontrat ile “halka açılmaları” mümkün hale geliyor,
  5. Token satışını geniş kitlelere yaparak community yaratma kapasitelerini arttırabiliyorlar.

 

Diğer yandan yatırımcılar için de cazip olmasının bazı nedenleri var;

 

  1. Küçük tutarlarda yatırım yapma imkanı bulunuyor,
  2. Yatırım yaptığınız startup’ın token’ını ikincil piyasalarda satabiliyorsunuz, yani token likit,
  3. Proses çok hızlı ilerliyor,
  4. Lokasyondan bağımsız olarak global yatırım yapma imkanı doğuyor,
  5. Token’lar likit olduğu için projenin başarılı “algılanması” durumunda çok hızlı bir şekilde büyük kazançlar elde etme imkanı doğabiliyor.

 

Peki ama bu iş çok riskli değil mi, evet çok riskli hem de o kadar riskli ki yatırım ile kumar arasındaki farkı belirsizleştirecek kadar riskli. Finansman adı altında büyük üçkağıtların dönmesinin kaçınılmaz olduğu, vahşi batıyı andıran tecrübelerin yaşanmasının kesin olduğu, riskin ötesinde bile bile lades dedirtecek olayların yaşanmasının an meselesi olduğu bir döneme giriyoruz.

 

Bazan çok basit, bazan da anlaşılması bizim gibi normal insanlar için imkansız olacak kadar komplike whitepaper’lar hazırlamak dışında girişimcilerin ICO yapabilmek için yapması gereken pek de birşey olmadığı için bu kolaylıktan fayda sağlayarak iş yapmaktan ziyade para toplayıp kayıplara karışmak isteyenlerin de türeyeceği kesin diye düşünüyorum.

 

Ayrıca tonlarca parayı baştan cebine koymuş olan bir girişimcinin üstelik bu paranın nasıl harcandığı ile ilgili yasal olarak hesap vermesi gereken bir muhatabı yokken ne kadar süreyle projesine motive kalabileceği de ayrı bir soru işaretidir.

 

ICO’larda yukarıda bahsedilen iki büyük risk dışında erken aşama girişimlere yapılan yatırımlarda geçerli olan tüm diğer büyük riskler de ICO’lar için geçerlidir. Diğer bir deyişle Melek Yatırım ve Venture Capital yatırımlarda karşılaşılan risklerin tamamı fazlasıyla ICO ‘lar için de geçerlidir. Bu risklerin neler olduğu ise ayrı bir yazının konusu olabilir.

 

Sonuç olarak ICO’lar henüz yasal düzenleme olmayan bir mecrada, yeni bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Her yeni uygulamada olduğu gibi ICO’larla ilgili de büyük inişler ve çıkışlar, olumlu ve olumsuz durumlar duyuyor olacağız. Umuyorum ki Cryptosphere paydaşları inişlerden ve olumsuz durumlardan ders alarak ICO’ları herkes için faydalı hale getirebilecek bir evrime sokabilirler.