Kripto-para ve Blok-zincir Dip Dalgası İlk Hangi Sahile Vuracak?

 

Özellikle son 10-15 yılda donanım, yazılım, internet altyapılarındaki gelişmeler ve yeni nesil girişimcilerin ortaya çıkmasıyla birlikte teknolojik ilerlemenin hızı baş döndürücü bir hal almaya başladı.

 

Bu hızlı yolculukta internet ve mobil cihaz kullanımının bütün dünyada çok yaygınlaşması yeni bir katalizör etkisi yarattı ve interneti kullanan yazılıma dayalı girişimlerin patlama yaptığını gördük.

 

Yeni teknolojileri kullanarak sermaye ihtiyaçlarını minimum hale getiren ve doğru zamanda doğru yerde konumlanmayı bilen yeni nesil girişimciler kurdukları küçük teknoloji şirketlerini bugün dünyanın en büyük şirketleri haline getirdiler.

 

Çok değil bundan 10-15 sene önce kurulan Facebook, Amazon ve Google bugün şirket değerleri itibariyle dünyanın en değerli 10 şirketi arasında ön sıralara yerleştiler, bunu yaparken birçok iş alanını ele geçirdiler ve eski oyuncuları safdışı bıraktılar.

 

Bu üçlünün dışında da hepimizin duyduğu ve hatta kullandığı Twitter, Instagram, SnapChat, Dropbox, Airbnb, Uber, Udemy, Pinterest ve adını sayfalara sığdırmakta zorlanacağımız yüzlerce unicorn yani değerlemesi 1 Milyar Doların üstüne çıkmış teknoloji girişimi sayabiliriz.

 

Üstelik tüm bu şirketler bulundukları pazarlarda elde ettikleri monopol konumlarından, ellerindeki sıradışı nakit imkanlarından ve hepsinden önemlisi yerleştirmeyi başardıkları yaratıcı, özgürlükçü ve teknoloji odaklı şirket kültürlerinden yararlanarak sürekli çıtayı yükseltmeye devam ediyorlar.

 

Teknolojinin öne çıkan yeni keşif alanlarında bu şirketlerin akıncı birlikleri araştırma, takip etme ve satınalma gibi birçok faaliyetleri yerine getiriyor. Mesela, Yapay Zeka (Artificial Intelligence-Machine Learning), Nesnelerin Interneti (Internet of Things), Sanal-Arttırılmış Gerçeklik (Virtual Reality-Augmented Reality), Büyük Veri (Big Data, Data Science) ve daha birçok yeni alanda Google Venture, Facebook Investment Arm, Amazon Alexa Fonu gibi büyük teknoloji firmalarının kurumsal kollarını görmek mümkün.

 

Ancak Google, Facebook, Amazon ve benzeri başarılı teknoloji şirketlerinin henüz mesafeli durdukları bir teknoloji alanı var ki bu alan onların sarsıcı bir etkiye maruz kalarak bulundukları özel konumlarından zamanla düşmelerine yol açabilir.

 

Kripto-para (crypto-currency) ve blok-zincir (blockchain) teknolojilerinden bahsediyorum. Bunlar merkezi olmayan yapıları, kişiler arasında aracısız işlem yapabilme imkanı yaratmaları, bilgi güvenliğine getirdikleri yeni boyut ve bir otorite tarafından yönlendirilme ve kontrol edilmeye karşı dirençleri nedeniyle sarsıcı etki yaratma kapasitesine fazlasıyla sahip teknolojiler.

 

Evet belki kripto-para ve blok-zincir etrafında kısa yoldan zengin olma hayallerinin beslediği çok fazla spekülasyon bulunuyor, ancak bu spekülasyon bulutunun arkasında çok önemli ve sarsıcı teknolojilerin bulunduğu da çok açık.

 

Kripto-para denilince daha çok finansal hizmetler ve ödeme sistemleri gibi geleneksel olarak yasal düzenlemelerin yoğun olduğu, piyasaya giriş bariyerlerinin yüksek olduğu ve uzun süredir büyük sarsıcı bir etkiye maruz kalmadığı için Banka’lar gibi güçlü oyuncular tarafından domine edilen pazarlar akla geliyor.

 

Finansal piyasaların en temel işlevi ekonominin kan akışı anlamına gelen para dolaşımını sağlamak, parayı fazlası olandan alıp ihtiyacı olana aktarmak suretiyle sermayenin verimli alanlarda kullanılmasını sağlamak gelir.

 

Bu fonksiyonu yerine getirebilmek için iki temel alanı düzenlemek ve bunlara yatırım yapmak gerekir, birincisi Para Piyasaları yani Bankacılık ikincisi de Sermaye Piyasaları yani Borsa’lardır.

 

Geleneksel olarak bu piyasalarda iş yapabilmek için büyük sermaye sahibi olmak ve hatta politik olarak da desteklenmek gerekir, zira ülkeler bu iki temel alanı düzenleyerek ekonomilerinin büyüme rampalarını hazırlarlar.

 

Diğer bir deyişle bu alanlar stratejik ve ülke düzeyinde politikalar geliştirile gelen alanlardır. Mesela Türkiye ‘de bankacılık yapabilmek için lisans alabilecek girişimcilerin sayısı herhalde bir elin parmakları sayısını geçmez.

 

Peki ya sermaye piyasaları denilince aklımıza gelen menkul kıymet borsaları, Türkiye’de Istanbul Borsası dışında kurulmuş bir menkul kıymet borsası yoktur, neden? Ülkedeki ekonomik derinliğin böyle bir ihtiyacı yaratamıyor olması bir sebep olarak ileri sürülebilir ancak bana göre ana neden borsacılık işinin büyük ve fazlası ile regüle edilmiş bir iş olması, dolayasıyla büyük sermaye ve hatta devlet eliyle yapılma zorunluluğu bulunmasıdır. Bu sadece Türkiye için değil dünyanın birçok ülkesi için de fiili geçerliliği olan bir durumdur.

 

Daha doğrusu bugüne kadar durum ve gerçeklik bu idi ancak kripto-para’larla birlikte bunlar kökten değişiyor.

 

Artık bankaya ihtiyaç yok zira her birey kendisinin bankası olabiliyor bütün ihtiyacınız olan bir kripto-para cüzdanı. Bu cüzdanda kripto-para’larınızı saklayabiliyor, ihtiyacınız olduğunda direk bu cüzdandan istediğiniz ülkedeki, istediğiniz bir kişiye, saniyeler içinde ödeme yapabiliyorsunuz, üstelik bu işlemler için yapacağınız komisyon ödemeleri gönderdiğiniz tutarın büyüklüğünden bağımsız olarak sadece bir iki dolarla sınırlı oluyor.

 

Kripto-para’ları ve daha genel ifade ile kripto-varlıkları alıp satabileceğiniz onlarca belki de yüzlerce Borsa bulunuyor, bu borsalarda ihtiyacınız olan tüm modern teknik analiz, temel analiz araçlarına ücretsiz olarak ulaşabiliyorsunuz. Yani bu “yeni yetme” yazılımcılar Banka’ların işini bitirdiği gibi (yani hemen hemen) Borsa kurma işini de “ayağa” düşürdüler.

 

Bugün bir kripto-para borsası kurmak için bir kaç hafta ve white-label (markasız yazılım) bir yazılım satın almanız veya kiralamanız yeterli. Devlet eliyle veya büyük sermaye girişimleriyle kurulan borsalara geçmiş olsun.

 

Bitcoin, Monero, Ethereum, Dash, ZCash, BitcoinCash ve benzeri yüzlerce kripto-para farklı özelliklerle piyasada güçlenmeye ve ana akım tüketici kitlesine ulaşmaya çalışıyor.

 

Bu paralardaki eksiklik, henüz ana akım tüketici ve ticaret erbabı tarafından yaygın olarak bilinen ve kullanılan bir noktada olmamalarıdır. Ancak giderek artan bilinilirlikleri, konvertibiliteleri, fiyat istikrarlılıkları ve kullanıcı deneyimindeki iyileştirmeler ile yaygın kullanım alanı bulmaları ihtimali her geçen gün artmaktadır.

 

Bitcoin ile ortaya çıkan ve kripto-para konseptinin çalışmasını sağlayan Blok-zincir sistemi, yeni kripto-varlıkların ve blok-zincir teknolojisi kullanılarak yaratılmaya çalışılan yeni iş modellerinin ortaya çıkmasına da neden oldu.

 

Mesela Ethereum blok-zinciri üzerinde çeşitli yazılım dilleri ile akıllı-kontrat düzenleme özelliği bulunuyor. Temel olarak bir bilgisayar ağ protokolü olan akıllı kontratlar, bu protokol sayesinde iki veya daha fazla taraf arasında dijital olarak yapılan ve bir yazılım diliyle kodlanan anlaşmaya ait edimlerin dijital kontrat üzerinden takip edilmesini, teyit edilmesini ve anlaşmanın gereğinin otomatik olarak yapılmasını sağlarlar.

 

Akıllı kontrat teknolojisinin sağladığı özellikler sayesinde hayata geçirilen en önemli olgu 2017 yılında adını çok sık duyduğumuz Initial Coin Offering (ICO) yani bir nev’i Initial Public Offering’in (Halka Açılma) kripto dünyasındaki karşılığı oldu.

 

Blok-zincir ve Kripto-para girişimleri ICO’lar yoluyla sermayeye erişimlerini kolaylaştırıp sarsıcı etki yaratacak projelerini finanse etmekte oldukça başarılı oldular, hatta o kadar ki şu anda ICO’ların büyük bir kısmı maalesef fırsattan istifade etmek isteyen uyanıkların yatırımcıları tuzağa düşürmek için hazırladıkları bir kapan işlevi görüyor. http://www.ugurcirak.com/ico-nedir-finansman-arayisi-mi-yuzyilin-sahtekarligi-mi/

 

Ancak diğer yandan şunu da teslim etmek lazım ki dürüstçe oluşturulmuş birçok iyi ekip çok önemli projeleri hayata geçirmek için gece gündüz çalışıyor üstelik bu ekiplerin içinde dünyanın en zeki insanlarının önemli bir kısmının da bulunduğunu söylemek için konunun uzmanı olmaya gerek yok.

 

Yani bankaların ve sermaye piyasalarının işi zor, bundan sonra artık en azından bildiğimiz şekliyle bankalara ihtiyaç yok ve sermaye piyasaları da yeniden keşfediliyor. Doğal olarak bu süreç sancılı olacak zira mevcut oyuncular çok güçlü ve ellerindeki kartları iyi oynayarak süreci geciktirmek, durdurmak için çabalayabilirler. Daha iyi bir seçenek ise mevcut oyuncuların kendi organizasyonlarını bu yeni teknolojik süreç içinde yer alabilecek şekilde evrime tabi tutarak süreçle birlikte gelişmeleri olabilir.

 

Para ve Sermaye piyasalarının kripto-para, blok-zincir ve ICO konseptleri ile sarsıcı bir etkiye maruz kalmasının yanında blok-zincir üzerinde geliştirilen farklı teknolojiler bütün endüstrileri aynı etkiye maruz hale getiriyor.

 

Yüzlerce hatta binlerce farklı projeden bahsedilebilir, gözatmak isteyenler www.coinmarketcap.com ‘da ICO’larını yapmış ve çeşitli borsalarda işlem gören proje/şirket’lere ilişkin birçok bilgiye erişebilirler.

 

Öncelikle projeleri Blok-zincir altyapı projeleri, Dijital Decentralized Para Projeleri ve Uygulama Projeleri olarak üçe ayırmakta fayda var.

 

Blok-zincir altyapı projelerine örnek olarak Ethereum, NEO, ICON, QTUM, EOS, IOTA, QKC gösterilebilir, tabii ki liste bunlarla sınırlı değil. Bu projeler kendi blok-zincir ekosistemlerini kurmaya çalışan, bu blok-zincir üzerinden çeşitli uygulamalar yapılmasına imkan sağlayacak altyapı üzerinde çalışan projelerdir.

 

Dijital Decentralized Para projelerinin başında herkesin bildiği Bitcoin geliyor, Bitcoin’in yanında Bitcoin Cash, ZCash, Dash, Monero gibi Bitcoin’e benzer özellikler taşıyan ancak bazı noktalarda farklı imkanlar sunan farklı Dijital Decentralized paralar da bulunuyor.

 

Uygulama projelerine gelince, örneğin PayPal, Apple Pay gibi çok bilinen hizmetlerin iş modellerini sarsacak girişimlerden bir tanesi olarak OmiseGO (OMG) öne çıkıyor. OMG Ethereum blok-zincirini kullanarak PayPal’in yaptığı herşeyi yapmaya çalışan ancak aynı zamanda PayPal ‘in %7’lere varan komisyonlarını tarihe gömüp, komisyon oranlarını sıfıra yaklaştırmaya çalışan bir girişim.

 

Uygulama projelerine diğer bir örnek Dropbox’ın iş modelini decentralized bir network ile uygulayan ve bir saat içinde 200 milyon Dolarlık ICO yapmayı başaran Filecoin olarak gösterilebilir. Filecoin, block-zincir üzerinde merkezi olmayan yani tek bir otorite tarafından kontrol edilmesi mümkün olmayan, güvenli veri depolama imkanını networkü içindeki binlerce bilgisayar üzerinden kullanıcılarına sunuyor.

 

Veya mesela Ethlend’den bahsedebiliriz, gerçek anlamda ortada bir aracı ve ona verilecek bir komisyonu olmadan (veya şimdilik en azından muadili merkezi yapılara göre daha düşük komisyonlarla) Peer to Peer (kişiden kişiye) finansman akışının oluşması için geliştirilmiş bir platform.

 

Dijital dünyanın olmazsa olmazı Dijital kimlik üzerine çalışan Civic (CVC), etkinlik biletlemesinde ortaya çıkan sorunlara blok-zincir yoluyla çözüm getirmeyi hedefleyen Aventus (AVT), Spotify’la aynı hizmeti verirken Spotify’ın sanatçılardan aldığı yüksek komisyonları sıfırlamayı hedefleyen Opus, decentralized super computer projesi Golem ve daha birçok ilgi çekici, cüretkar projeler çalışmalarına devam ediyor. Bakalım ilerleyen yıllarda bunlardan adını çok sık duyduğumuz, Fortune 500 firmaları çıkacak mı?

 

Paylaşım ekonomisinin artarak devam edeceğine inanan biri olarak decentralized, blok-zincir teknolojisinin paylaşım ekonomisine aracıların ortadan kaldırılması ve marjinal maliyetlerin sıfıra yaklaştırılması yoluyla yeni bir boyut getireceğine bu boyutu sağlayan firmalardan bazılarının mutlaka Fortune 500 içine gireceğini düşünüyorum, bekleyip hep birlikte göreceğiz.